Yılan Hikayesi…

Yılan Hikayesi…

Adam evinin yakınındaki bir mağarada yaşayan yılanla iyi bir anlaşma yapmıştı. Her gün yılana bir tas süt ikram ediyordu. Yılan da bir mağaradan çıkardığı küçük bir altın tanesini adama her sütü getirişinde veriyordu. Bu durum yıllarca böyle devam edip gitti. Günlerden bir gün adamın kasabaya gitmesi gerekiyordu. Giderken oğluna sıkı sıkı tembih etti, “Her gün yılana süt vereceksin! O da sana ağzıyla sana küçük bir altın verecek. Sakın yılanın sütünü vermeyi unutma!” Oğlu birkaç gün babasının dediklerini harfiyen yaptı. Sonra bir gün içine şeytan düştü çocuğun, “Bu yılan altınları nereden alıyor acaba?” diyerek yılanı takip etmeye başladı.  Gördü ki yılan altınları yaşadığı mağaranın derinliklerinden çıkartmakta. “Yılanı öldürürsem,  altınların hepsini mağaradan alır, zengin olurum!” diye düşündü oğlan. Eline keskin bir kürek aldı ve yılan tam mağaradan çıktığında, yılanın… Okumaya Devam Et

Cam Tavan Sendromu – Öğrenilmiş çaresizlik

Çeşitli kaynaklarda yazar ancak bir metafor olmaktan öteye gitmese de, çarpıcılığı ve öğrenilmiş çaresizliği anlatmak bakımından çok güçlüdür. 1980’li yıllardan itibaren de bireylerin ve özellikle de kadınların iş hayatında yaşadıkları engelleri simgelemek için kullanılmıştır. Bu deneyde kullanılan pireler, cam bir fanusun içine yerleştirilir. Ardından fanusun zemininde bulunan metal ısıtılır. Isıtılan zeminde zıplamaya başlayan pireler, fanusun tepesine kadar çıkar sonra tekrar metale geri düşerler. Bir süre sonra fanusun tepesi, cam ile kapatılır. Bütün pireler aynı şekilde zıplar ve cama çarpmaları sonucu düşer. Her cama çarptıklarında acı duyarlar, canları yanar ve cama çarpamak için daha az zıplamaya başlarlar. Bir süre sonra cam kaldırılır ancak pireler zıplamaya devam eder. Fakat bir fark vardır. Daha önceden çok yükseğe zıplama kapasitesi olan pireler, cam fanustaki… Okumaya Devam Et

Ho’oponopono diye birşey varmış, nedir peki bu?

Ho’oponopono diye birşey varmış, nedir peki bu?

Ho’oponopono, geleneksel bir Hawaii uzlaşma ve affetme pratiğidir. Araştırmalarım gösteriyor ki bu teknik , zor ve anlaşmazlıkların olduğu durumlarda sakin kalabilmeye odaklanan ve sakinleştikten sonra özür dilemeye yarayan bir teknik. Açıkcası ne kadar uygulanabilir bilemedim ama bu tekniği hayatına adapte etmiş birisi varsa konuşmayı çok isterim. Peki nedir Ho’oponopono ? Bu terim, İngilizce’de “düzeltme” veya “doğru hale getirme” anlamına gelir. Bu uygulama, Hawaii kültüründe derin köklere sahiptir ve çatışmaları çözmek, ilişkileri iyileştirmek ve aileler ve topluluklar içinde uyumu yeniden sağlamak için kullanılır. Süreç, sorunu belirleme, sorumluluk alma, af dileme ve minnettarlık ifade etme gibi birkaç adımdan oluşur. Ho’oponopono Uygulama Adımları Örnek Senaryo Bir arkadaşınızla bir anlaşmazlık yaşadığınızı hayal edin. İşte Ho’oponopono’yu nasıl kullanabileceğiniz:

Sabır Üzerine Bir Yazı – Bambu Hikayesi

Sabır Üzerine Bir Yazı – Bambu Hikayesi

Bambu Çiftçisinin Hikayesi: Sabır ve Azmin Erdemleri Üzerine Bir Ders Sabır ve azim, kendine sarsılmaz bir güven ve mümkün olanın inancından doğan erdemlerdir. Çin masalında bir bambu çiftçisinin hikayesi bu erdemleri gözler önüne seriyor. Bir adam, hayatı boyunca geleneksel mahsuller yetiştirmiştir. Ancak kendisi ve ailesi için daha fazlasını istemeye karar verir ve alternatifler araştırmaya başlar. İklim ve toprak koşullarını, gerekli ekipmanları göz önünde bulundurarak bambu yetiştirmeye karar verir. Köydeki diğer insanlar bu planı duyunca alay ederler. “Biz burada nesillerdir aynı mahsulleri yetiştiriyoruz. Bu bizim işimiz.” derler. Ancak çiftçi kararlıdır ve planına sadık kalır. İlkbaharda bambu tohumlarını eker ve büyük bir özenle sulamaya başlar. İlk yıl boyunca hiçbir şey olmaz. Komşuları geleneksel mahsullerini hasat ederken, çiftçinin mahsulleri büyüme belirtisi göstermez. Ancak… Okumaya Devam Et

Sümer Tabletlerinde : “Yeni nesil çok tembel, çok saygısız ve ilgisizler” yazarmış

Sümer Tabletlerinde : “Yeni nesil çok tembel, çok saygısız ve ilgisizler” yazarmış

Her zaman yeni nesil ne kadar farklı, ne kadar ilgisizler diye söyleriz. Veya bu çocuklar ne kadar zeki ama yaramaz diye. Bu aslında öyle bir sorun ki, yüzyıllardır bu şekilde devam eden bir söyleniş tarzı. Bakın daha kimler bu konuda yazmış. Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenleri sinirlendiriyorlar.” ( Aristo MÖ 350 ) Günümüzün çocukları lüksü seviyor, kötü davranışları var, otoriteye baş kaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar. Çocuklar artık evlerinin hizmetçisi değil, tiranı… Anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar, onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine laklak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar.” ( Sokrates MÖ 399 ) Günümüzün gençleri… Okumaya Devam Et