Çeşitli kaynaklarda yazar ancak bir metafor olmaktan öteye gitmese de, çarpıcılığı ve öğrenilmiş çaresizliği anlatmak bakımından çok güçlüdür. 1980’li yıllardan itibaren de bireylerin ve özellikle de kadınların iş hayatında yaşadıkları engelleri simgelemek için kullanılmıştır.
Bu deneyde kullanılan pireler, cam bir fanusun içine yerleştirilir. Ardından fanusun zemininde bulunan metal ısıtılır.
Isıtılan zeminde zıplamaya başlayan pireler, fanusun tepesine kadar çıkar sonra tekrar metale geri düşerler. Bir süre sonra fanusun tepesi, cam ile kapatılır. Bütün pireler aynı şekilde zıplar ve cama çarpmaları sonucu düşer. Her cama çarptıklarında acı duyarlar, canları yanar ve cama çarpamak için daha az zıplamaya başlarlar.
Bir süre sonra cam kaldırılır ancak pireler zıplamaya devam eder.
Fakat bir fark vardır. Daha önceden çok yükseğe zıplama kapasitesi olan pireler, cam fanustaki tecrübeleri nedeniyle, fanusun yüksekliğinden daha fazla zıplayamazlar. Yani kısaca, var olmayan bir engel, pirelerin daha yükseğe zıplamalarını kısıtlar. Daha fazla yükseğe zıplayıp zıplayamayacaklarını denemezler.
Bu durum öğrenilmiş çaresizlik için kullanılan güçlü bir metafordur.
Bunun gibi gerçek hayattan da çok sayıda örnek verilmiştir.
Sonuç : Engeller çoğu kez zihinseldir.
Örneğin At, güçlü bir yere bağlandığını düşünür

Veya rahatça kopartabileceği bir kazığa boyun eğmiş bir fil

