Amor Fati – Kaderini Sev (Stoacı Felsefe)

Amor Fati – Kaderini Sev (Stoacı Felsefe)

Bir süredir stoa felsefe ile içli-dışlıyım. Ve bugün sizlere Amor-Fati (Kaderini Sev) kavramından bahsetmek istiyorum. Amor fati stoacılıkta anahtar bir fikirdir. Bu felsefe bize kaderimizi kabullenmeyi öğretir. Antik Yunan filozofu Epictetus ve Roma imparatoru Marcus Aurelius’tan gelir. Bize iyi ya da kötü hayatlarımızı sevmeyi öğrettiler. Epictetus ve Marcus Aurelius iyi bir yaşamın neyi kontrol edip neyi edemeyeceğimizi bilmekten geçtiğini söylemişlerdir. Kaderimizi kabullenmenin huzur ve güç getirdiğini düşünüyorlardı. Hatta bizi yüceliğe bile götürebilir. Amor fati, çağlar boyunca pek çok kişiye ilham vermiş Stoacı bir fikirdir. Friedrich Nietzsche buna büyük olmanın sırrı demiştir. Nietzsche’nin İnsan Büyüklüğü İçin FormülüAlman düşünür Nietzsche amor fati’yi meşhur etmiştir. Buna “Bir insanda büyüklük için benim formülüm” diyordu. Nietzsche büyük olmak için kaderimizi, iyi ve kötü her şeyimizi… Okumaya Devam Et

3 tür sevgi vardır. Eğer, Çünkü, Rağmen (Masumi Toyoteme)

3 tür sevgi vardır. Eğer, Çünkü, Rağmen (Masumi Toyoteme)

Geçenlerde bir video izlerken Masumi Toyoteme’nin söylediği dünyada 3 tür sevgi vardır terimini duydum. İlgilimi çeken bu terimi araştırmak için nete girdiğimde çok güzel bir ekşi sözlük yazısını denk geldim. Yazıyı olduğu gibi kopyalıyorum. Yazara da teşekkür ediyorum “sevgi üç türlüdür.” demiştir. 1- “eğer” türü sevgi: belli beklentileri karşılarsak, bize verilecek olan sevgiye bu adı vermiş yazar.örnekler veriyor:eğer iyi olursan baban, annen seni sever.eğer başarılı ve önemli bir kişi olursan, seni severim.eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim… toyotome, “en çok rastlanan sevgi türü budur” diyor. bir şarta bağlı sevgi. karşılık bekleyen sevgi.. “sevenin, istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu. nedeni ve şekli bakımından bencildir. amacı sevgi karşılığı birşey kazanmaktır.” yazara göre, evliliklerin çoğu… Okumaya Devam Et

Mağara Alegorisi – Platon

Mağara Alegorisi – Platon

Serkan arkadaşım geçenlerde Platon’un Mağara Algerosin’den bahsetti. Ne olduğunu öğrenmek için bazı araştırmalar yapınca aslında Platon’un hayata bir mağara içine sığdırdığını fark ettim. Peki nedir bu alegori ; Plato’nun Mağara Alegorisi, “Devlet” adlı eserinin VII. kitabında yer alır ve eğitimin insan doğası üzerindeki etkilerini ve cehaletin sonuçlarını anlatan bir metafordur. Alegoride, Socrates’in ağzından bir grup insanın (3 kişiymiş) tüm yaşamları boyunca karanlık bir mağarada zincirlenmiş olarak yaşadığını anlatır. Başlarını sağa sola çeviremezler ve sadece karşıya mağara duvarına bakabilmektedirler ve birbirlerini görebilmektedirler. Bu insanlar, mağaranın duvarına yansıyan gölgeleri izlerler ve bu gölgeler onların bildiği tek gerçekliktir. Gölgeler, mağaranın arkasında yanan bir ateşin önünden geçen nesnelerin yansımalarıdır. Bir gün, bu mahkumlardan biri serbest bırakılır ve dış dünyaya çıkar. İlk başta, güneş ışığı… Okumaya Devam Et

100 Maymun Deneyi ve hayatımızdaki örnekleri

100 Maymun Deneyi ve hayatımızdaki örnekleri

Bugün enteresan bir şey öğrendim. Literatürde 100 maymun deneyi diye geçiyor. “Yüzüncü Maymun Etkisi”, yeni bir davranış ya da fikrin, kritik sayıda birey tarafından benimsendiğinde bir grup içinde hızla yayılabileceğini öne süren bir kavrammış. Bu fikir 1950’lerde Japon makak maymunlarının gözlemlenmesiyle ortaya çıkmış. Bilim insanları maymunlara tatlı patates veriyorlar ancak patatesleri kuma atıyorlar. Kumlara atılan patatesleri yiyen maymunlar kumlu patatesleri çiğniyorlar fakat durumdan pek de memnun olmuyorlar. Araştırmacılar, Imo adlı genç bir maymunun kumu temizlemek için tatlı patatesleri yıkamaya başladığını fark etti. Sonra zaman içerisinde bunu gören maymunlar da benzer bir davranış sergilemeye başladı. Teoriye göre, kritik sayıda maymun (“yüzüncü maymun”) bu davranışı benimsediğinde, davranış doğrudan temas olmaksızın aniden diğer izole maymun gruplarına yayılmış. Yani özetle bireysel başlayan bir hareket,… Okumaya Devam Et

Bozuk yürüyen merdiven teoremi nedir? (Broken escalator phenomenon)

Bozuk yürüyen merdiven teoremi nedir? (Broken escalator phenomenon)

Alışveriş merkezlerinde bozuk/çalışmayan yürüyen merdivenin basamaklarından yukarı çıkmanın zorluğunu yaşadınız mı? Muhtemelen yaşamışsınızdır. Bunun bir teoremi olduğunu da bugün öğrendim. Bozuk yürüyen merdiven teoremi, bazı insanların çalışmayan bir yürüyen merdivene adım attıklarında yaşadıkları dengesizlik, kafa karışıklığı veya baş dönmesi hissini ifade eder. Bu durum, yürüyen merdivenin hareketsiz olduğunun tamamen farkında olmalarına rağmen meydana gelir. Bu fenomen, beynimizin tanıdık durumlarda yön bulmak için önceki deneyimlere ve motor adaptasyonlara nasıl güvendiğini vurgulamaktadır. Beynimiz geçmiş deneyimlere dayanarak hareket beklentisi içinde. Bu beklenti karşılanmadığında, dengemiz bozuluyor. İlginç değil mi?

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür (Yavuz Sultan Selim)

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür (Yavuz Sultan Selim)

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür (Yavuz Sultan Selim) Yavuz Sultan Selim’in bu güzel sözünü Alpaslan arkadaşımdan duyduğumda sözün derinliği çok hoşuma gitti. Kararsızlık değil midir bize zaman kaybettiren, aşağı çeken. Korkaklık değil midir bizi yapmak istediklerimizden alıkoyan. Peki nedir Cesaret? Cesaret, hedeftir. Cesaret, harekete geçmektir. Cesaret Odaklanmaktır. Cesaret vazgeçmemektir. Cesaret bitirmeye odaklanmaktır. Cesaret düşsen bile tekrar kalkmaktır. Peki bırakmaya cesaretiniz var mı? Cesaretiniz daim olsun