Rahmetli Süleyman Demirel söylediği çok önemli sözler olmuştur. Kendisi hem hazır cevap üstadı hem de çok iyi bir laf cambazı idi. Bu özellikleri ile birlikte, akıllarda yer etmiş çok farklı sözleri olmuştur.
Benim ara ara andığım bir sözü var ki, hepsinden güzel bence 🙂
“Meseleleri mesele etmezseniz, ortada mesele kalmaz“
Bu sözün üstünde düşündükçe çok fazla derinliği olduğunu fark edebilirsiniz. Ancak benim temas etmek istediğim bunlardan sadece birisi olacak bugün.
Lise yıllarımda, özellikle üniversite sınavından önce bazen basit sorunları bile büyütüp kafaya takan bir yapım vardı. . Bu sorun üniversite 1’in sonuna kadar devam etmişti. (Şu an bu yapıdan eser yok, hatta takıntıdan fazlasıyla uzağım)
Bu dönem boyunca, hafif bazen de ağır takıntılarla da boğuşuyordum. Bazen gerçekten mesele olan konular için hareketsiz kalıyor ve konuyu kafamda daha da büyütüyordum. Bazen de alakasız saçma konuları, aslında sorun olmayan şeyleri kendime dert ederek geçiriyordum. Belki ders çalışmaktan kaçmak için de olabilir 🙂
Ya şu an yine düşününce aşırı komik geliyor bu kafama taktıklarım. (Neleri takmadım ki kafaya?). Ama o dönem için öyle değildi bunlar, sanki dünyanın en büyük meseleleriyle, en çetrefilli sorunlarıyla uğraşıyordum.
Tabi o an hipnozda gibisiniz. İçiniz içinizi kemiriyor. Takılıp kalıyorsunuz. Biraz da ergenliğin verdiği hormonsal değişimler olabilir, aşamıyorsunuz bir türlü. Zaman içinde mesele ya ortadan kalkıyor, ya da daha büyük bir mesele yaratıyorsunuz
Çok şükür, Üniversite 2. sınıftan sonra bu problemlerin hepsini aştım. Aşmakla kalmadım, bu konuda boyut bile atladım diyebilirim
Bu değişim çok hızlı oldu aslında. Kozasından çıkmış bir kelebek gibi hissetmeye başladım sonrasında.
O dönem okuduğum kitaplar da destek oldu, yaşadığım olaylar da. Aslında kafamıza taktığımız meselelerin ne kadar küçük ve önemsiz olduğunun farkına vardım.
Örnek almak isterseniz ve böyle bir takıntı, fazla düşünme derdiniz varsa bana yazabilirsiniz (volkan@volkansen.com.tr)
Şimdiki Volkan, ortada bir mesele varsa ve çözümü için benim bir şey yapılması gerekiyorsa elinden geldiğince ve hızlı bir şekilde yapıyor. En azından harekete geçiyor, meselenin çözümü için diğer kişilerle bağlantı kuruyor. Üstünde düşünmeden harekete geçiyor.
Eğer ortadaki mesele, etki edemeyeceği bir şey ise de meseleyi mesele yapmıyor.
Zamanında şöyle bir şey okumuştum : Stresli veya gergin olduğunuz zamanlarda bir uzay aracına bindiğinizi ve göğe doğru çıktığınızı düşünün. İnsanlar önce karınca gibi gözükecek, sonra dünya bile küçülecek. Dertlerinizin, sorunlarınızın da bu evrende ne kadar küçük olduğunu düşüneceksiniz. Gerçekten de öyle..
O yüzden;
Etki edebiliyorsanız , çözmek için harekete geçin. Etki edemiyorsanız, mesele yapmayın.
