“Herkes Everest’e tırmanamayabilir ama herkesin tırmanabileceği bir Everest’i vardır.“
Kapağında yer alan bu cümle ile, kendi sınırlarımızı zorlamamız gerektiğini ve ancak bu şekilde gelişim sağlayabileceğimizi gerçekten güzel bir dille anlatıyor. Doğrusunu söylemek Nasuh Mahruki’yi bu kitap ile daha yakından tanıdım. Bu içerikte bir kitap yazdığından ve içeriğinin de bu denli geniş olduğundan haberim yoktu.
Gelelim kitap içeriğine;
Nasuh Mahruki 62 Ana maddede kendi Everestimize çıkmamız için gerekenleri listelemiş, her listede kendi hayatından örnekler ve başka kaynaklardan aldıklarını harmanlamış. Kendi hayatından verdiği , başta dağcılık olmak üzere, örnekler oldukça sürükleyici idi. Burda 62 maddenin hepsini sıralamayacağım ancak 10 tanesinden örnek vermek gerekirse ;
- Kendi hayatınızın öncüsü olun
- Çok yönlü olun
- Tutkularınızın peşinden gidin
- Tutku içten gelir, eylem yalnızca onun dışa vurumudur.
- İnsanın potansiyelini kavrayın
- Binlerce ormanın özü tek bir tohumda saklıdır (Meşe Palamutu örneği)
- İçinizdeki En iyi beni arayın
- Zararlı ve faydasız alışkanlıklarınızdan uzaklaşın
- Hedef Belirleyin ve Hedefinize odaklanın
- Asıl olan hedefi doğru seçmek ve bütün imkan ve kabiliyetlerimizle hedefe odaklanmaktır.
- Girişimci olun
- Değişime açık olun
- Hayal gücünüzü kullanın
- Sorumluluklarınızı unutmayın
Kitaptan aldığım ve buraya da aktarmak istediğim alıntılar, sözler aşağıdadır :
Gelecekte kendinizi nerede görmek istiyorsanız, ilk önce ve en önce, bunu gerçekten ve içten, tüm ruhunuzla, her şeyinizle, her hücrenizle istemelisiniz
Başarı güdüsünün en önemli özelliği ve üstünlüğü büyük oranda içten gelen bir motivasyonla ortaya çıkmasıdır. Bu içten gelen yüksek istek ve buna bağlı kişisel özveri, azim, gayret, fedakarlık gibi değerler ise başarılı olmak için gereken sürekli ve sürdürülebilir itici gücü oluştururlar. İçsel motivasyon en değerli ve güçlü olanıdır ve ancak kendi yolunuzu izlerseniz ortaya çıkar.
İnsanlar 3′ e ayrılır :
- Bir şeyleri gerçekleştirilenler
- Gerçekleşenleri izleyenler
- Hayret edenler
Şu an sahip olmadığınız şeyleri düşünme zamanı değildir, elimizdekilerle neler yapabileceğinizi düşünün. (Ernest Hemingway)
Sürdürülebilir başarı ancak, bugünkü hedeflerimizle gelecekteki hedeflerimiz arasında doğrusal bir ilişkiyi ve tamamlayıcı bir etkileşim kurabildiğimiz zaman elde edilebilir. Çünkü bugün ve gelecek ayrılamaz bir şekilde birbirine bağlıdır.
Aslında planlama dediğimiz şey, gelecekte kendimizi görmek istediğimiz hedefimizden bugüne bakarak, bütün bu süreci ve olası adımlarını zihnimizde canlandırmaya çalışmamız anlamına geliyor.
Dağlarda bir fırtına sırasında güvenli bir yere ulaşmadan duramazsınız, ya bulunduğunuz yerde kendinizi fırtına geçirecek bir yer hazırlamanız ya da güvenli bir yere ulaşıncaya dek ilerlemeniz gerekir. Bu şartlar altında durmak ölmekle eş anlamlıdır. Hayatın içinde de hedeflerimiz ve bu hedeflere doğru ilerleme çabamız sürekli olmalıdır, yavaş dahi olsa sürekli olarak hareket halinde olmalı ve hedeflerimize yaklaşmaya çalışmalıyız. Eğer durursak, yavaşlarsak üretkenliğimiz de durur ve yavaşlar. Üretken olmayan bir hayat beklentisiz soluk renksiz ve etkisiz bir hayat olacaktır ve diğerlerinin gerisinde kalacaktır. Böyle yaşayan insan sıradanlığın ötesine geçemez, yaşamında kendi zirvelerine ulaşamaz, potansiyelini performansa dönüştüremez ve kendini gerçekleştiremez.
Her hedef ulaşıldığında yeni hedefler için basamak olur
Girişimcilik risk alan, fırsatları gören ve değerlendirebilen, yönetim ve liderlik becerilerine sahip, belirsizliklerle başa çıkabilen, hızlı karar verip uygulayabilen bir kişilik yapısı gerektirir.
En iyisini umut et, en kötüsüne hazırlıklı ol.
Nefsini kontrol edebilen insan nefsine hakim olur ve kendi yaşamı üzerinde muazzam bir kontrol gücüne erişir. Kendini zaaflarından uzak tutar ve tüm yeteneklerini yaşamın içinde daha kolay sergileyebilir. Bu sayede tüm yaşamımı daha çok doğruyu, daha büyük verimlilikle ve daha az fırsat maliyetle sürdürülebilir. Disiplinin olmadığı yerde üretkenliğinde olmayacağını unutmayın.
Cesaret, hayatın dinamikleri ile kumara oturmak değil, kendi güçlü taraflarımızla, hayatın içinde hak ettiğimiz yeri elde etmek için harekete geçmektir. Cesaret, korkunun olmaması değil, korkunun kontrol edilmesidir. Cesaret, korktuğunuz halde doğru olanı yapabilmektedir.
Yaşam büyük ve güvenli gemilerle sakin bir gezi mi, yoksa kendi tekneniz de soğuk soğuğa bir yolculuk mu olmalı, bunun seçimi size kalmış…
Herkes bilmek ister ancak pek azı bedelini ödemeye hazırdır.
Elbetteki herkes hayalindeki hedeflere ulaşmak ister, başarılı olmak ister, lider olmak olmak, güçlü olmak, kazanmak ister. Bu önemli ve sonucu olan şey, bu isteklerimiz ulaşmak için gereken bedeli maliyeti karşılamaya hazır olup olmadığımız
Vücudunuz sizin tapınağızdır. Ona çok iyi bakın





