Kendi ayıbıyla yüzleşemeyen, elinde fenerle senin gölgende kusur arar..

Kendi ayıbıyla yüzleşemeyen, elinde fenerle senin gölgende kusur arar..

Sözün Mevlana’ya ait olduğu belirtilse de, tam olarak emin olamadım. Bazı kaynaklarda Mevlana diyor ama bana kalırsa anonim bir söz. Ancak muhteviyat olarak çok derin olduğu için, kimin söylediğinden bağımsız olarak sevdiğim sözler arasına girdi. Kendi ayıbıyla yüzleşemeyen, elinde fenerle senin gölgende kusur arar

Yılan Hikayesi…

Yılan Hikayesi…

Adam evinin yakınındaki bir mağarada yaşayan yılanla iyi bir anlaşma yapmıştı. Her gün yılana bir tas süt ikram ediyordu. Yılan da bir mağaradan çıkardığı küçük bir altın tanesini adama her sütü getirişinde veriyordu. Bu durum yıllarca böyle devam edip gitti. Günlerden bir gün adamın kasabaya gitmesi gerekiyordu. Giderken oğluna sıkı sıkı tembih etti, “Her gün yılana süt vereceksin! O da sana ağzıyla sana küçük bir altın verecek. Sakın yılanın sütünü vermeyi unutma!” Oğlu birkaç gün babasının dediklerini harfiyen yaptı. Sonra bir gün içine şeytan düştü çocuğun, “Bu yılan altınları nereden alıyor acaba?” diyerek yılanı takip etmeye başladı.  Gördü ki yılan altınları yaşadığı mağaranın derinliklerinden çıkartmakta. “Yılanı öldürürsem,  altınların hepsini mağaradan alır, zengin olurum!” diye düşündü oğlan. Eline keskin bir kürek aldı ve yılan tam mağaradan çıktığında, yılanın… Okumaya Devam Et

Cam Tavan Sendromu – Öğrenilmiş çaresizlik

Çeşitli kaynaklarda yazar ancak bir metafor olmaktan öteye gitmese de, çarpıcılığı ve öğrenilmiş çaresizliği anlatmak bakımından çok güçlüdür. 1980’li yıllardan itibaren de bireylerin ve özellikle de kadınların iş hayatında yaşadıkları engelleri simgelemek için kullanılmıştır. Bu deneyde kullanılan pireler, cam bir fanusun içine yerleştirilir. Ardından fanusun zemininde bulunan metal ısıtılır. Isıtılan zeminde zıplamaya başlayan pireler, fanusun tepesine kadar çıkar sonra tekrar metale geri düşerler. Bir süre sonra fanusun tepesi, cam ile kapatılır. Bütün pireler aynı şekilde zıplar ve cama çarpmaları sonucu düşer. Her cama çarptıklarında acı duyarlar, canları yanar ve cama çarpamak için daha az zıplamaya başlarlar. Bir süre sonra cam kaldırılır ancak pireler zıplamaya devam eder. Fakat bir fark vardır. Daha önceden çok yükseğe zıplama kapasitesi olan pireler, cam fanustaki… Okumaya Devam Et

Ho’oponopono diye birşey varmış, nedir peki bu?

Ho’oponopono diye birşey varmış, nedir peki bu?

Ho’oponopono, geleneksel bir Hawaii uzlaşma ve affetme pratiğidir. Araştırmalarım gösteriyor ki bu teknik , zor ve anlaşmazlıkların olduğu durumlarda sakin kalabilmeye odaklanan ve sakinleştikten sonra özür dilemeye yarayan bir teknik. Açıkcası ne kadar uygulanabilir bilemedim ama bu tekniği hayatına adapte etmiş birisi varsa konuşmayı çok isterim. Peki nedir Ho’oponopono ? Bu terim, İngilizce’de “düzeltme” veya “doğru hale getirme” anlamına gelir. Bu uygulama, Hawaii kültüründe derin köklere sahiptir ve çatışmaları çözmek, ilişkileri iyileştirmek ve aileler ve topluluklar içinde uyumu yeniden sağlamak için kullanılır. Süreç, sorunu belirleme, sorumluluk alma, af dileme ve minnettarlık ifade etme gibi birkaç adımdan oluşur. Ho’oponopono Uygulama Adımları Örnek Senaryo Bir arkadaşınızla bir anlaşmazlık yaşadığınızı hayal edin. İşte Ho’oponopono’yu nasıl kullanabileceğiniz:

Yaşar Kemal – Yalnızlık – Şiir

Yaşar Kemal – Yalnızlık – Şiir

Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.Su olsan kimse içmez,Yol olsan kimse geçmez,Elin adamı ne anlar senden?Çıkarsın bir dağ başına,Bir ağaç bulursun tellersinPullarsın gelin eylersin.Bir de bulutları görürsün,Bir de bulutları görürsün,Bir de bulutları görürsün.Köpürmüş gelen bulutları.Başka ne gelir elden?Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı.Tanrı kimsenin başına vermesinBöyle bir yalnızlığı! Bugün bir yerde okudum, yalnızlık sigara tiryakiliğinden daha zararlı gibisinden.. Çok büyük dert, kimse yalnız olmasın. Yalnız kalmasın.

Sabır Üzerine Bir Yazı – Bambu Hikayesi

Sabır Üzerine Bir Yazı – Bambu Hikayesi

Bambu Çiftçisinin Hikayesi: Sabır ve Azmin Erdemleri Üzerine Bir Ders Sabır ve azim, kendine sarsılmaz bir güven ve mümkün olanın inancından doğan erdemlerdir. Çin masalında bir bambu çiftçisinin hikayesi bu erdemleri gözler önüne seriyor. Bir adam, hayatı boyunca geleneksel mahsuller yetiştirmiştir. Ancak kendisi ve ailesi için daha fazlasını istemeye karar verir ve alternatifler araştırmaya başlar. İklim ve toprak koşullarını, gerekli ekipmanları göz önünde bulundurarak bambu yetiştirmeye karar verir. Köydeki diğer insanlar bu planı duyunca alay ederler. “Biz burada nesillerdir aynı mahsulleri yetiştiriyoruz. Bu bizim işimiz.” derler. Ancak çiftçi kararlıdır ve planına sadık kalır. İlkbaharda bambu tohumlarını eker ve büyük bir özenle sulamaya başlar. İlk yıl boyunca hiçbir şey olmaz. Komşuları geleneksel mahsullerini hasat ederken, çiftçinin mahsulleri büyüme belirtisi göstermez. Ancak… Okumaya Devam Et