Sevilay, 5 yaşındaydı, okula gitmiyor ve anaokuluna giden arkadaşlarına kıskanarak bakıyordu.
Annesine, “Ben neden gitmiyorum?” diye sorduğunda, “Sevilay, sen çok küçüksün” yanıtını alıyordu.
Hafta içi tüm gün evdeydi, kimi zaman en yakın arkadaşı oyuncaklarıydı, kimi zamansa eski televizyonlarındaki çizgi film karakterleri. Günün sonuna doğru çok sıkılıyor ve hafta sonunun gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu.
Hafta sonları sokağa çıkıyor ve arkadaşları ile oyun oynuyordu. Ama asıl isteği, arkadaşlarının okulda ne öğrendiklerini, neler yaptığını anlamaktı.
Arkadaşları, Sevilay’ın bitmez tükenmek bilmeyen sorularından sıkılmışlar ve her seferinde 1-2 sorudan sonra : “Sevilay, sen de okula gel ve neler yaptığımızı gör” diyorlardı.
Bazen annesi ile birlikte, altın günlerine gidiyor ve anaokuluna giden diğer çocukların evlerinde yaptıkları resimleri, çizimleri görüyor ve içinde büyük bir okul isteği uyanıyordu. Arkadaşları, okul hakkında , “Okul çok sıkıcı, keşke biz de senin gibi evde kalsak” diyorlardı. Ancak Sevilay bunların hiçbirini duymuyor, ve her zaman ne şanslılar diye düşünüyordu.
Bir gün Sevilay ve annesi okulun önündeki semt pazarına gitmişlerdi. O gün çocuklar ve öğretmenleri, dışarda basketbol eğitimindeydiler. Sevilay içinden : “Demek dışarda basketbol da oynuyorlar. Öğretmenleri de şu güler yüzlü abla olmalı” diye düşünmüştü. Annesinin “Sevilay, nerde kaldın hadi geride kalma” sözü ile irkildi ve annesinin yanına doğru koştu.
O akşam, Sevilay’ın babası eve erken gelmişti. Kömürcüde , evlere kömür taşıyor ve kış ayları geldiği için oldukça geç saatlerde geliyordu. Ama o gün yağmur yağmış ve tüm kömür taşıma işlemleri iptal olmuştu. Sevilay, babasını bu kadar erken evde görünce şaşırmış ve ilk defa ona okula gitmek istediğini söylemişti.
Babası, televizyon kanallarını bir bir gezerken Sevilay’ın sorusuna cevap vermiyordu. En sonunda Sevilay’ı fark etti ve “Sevilay, sen okulu boş ver de gel baban işyerinde nasıl yoruluyor gör, en güzeli evde oturmak diyordu”. Sevilay, o gün yine çok mutsuz uyudu. Ancak babası da kendisini anlamamıştı. Bu nedenle her seferinden daha da mutsuz uyuyordu.
Ertesi sabahın karanlığında babası Sevilay’ı kaldırmış ve birlikte kömürcünün yolunu tutmuşlardı. Öğlene kadar kömürcüye az sayıda müşteri gelmişti. Sevilay yarı uykulu olarak müşterilerin sesini duyuyor ancak bir yandan da koltukta uyuyordu.
Öğlene doğru dükkana gelen güler yüzlü hanımefendinin sesi ile uyandı. Hanımefendinin yüzü tanıdık geliyordu. Küçük Sevilay, birkaç saniye sonra mahalledeki çocukların öğretmeni olduğunu anladı. Babası ile sohbetlerine kulak verdi. Tam anlamadı ama galiba öğretmen kömür almak istiyordu. Biraz acelesi vardı ama her şeyi o kadar güler yüzle anlatıyordu ki Sevilay’ın içini bir yandan mutluluk kaplıyor, bir yandan da okula gidemediği için üzülüyordu.
O gün Sevilay ve babası, tüm kömür isteyenlerin evlerine kömürlerini araba ile taşımışlardı. Anaokulunun evine de gitmişlerdi. Anaokulu öğretmeni, 4 çuval kömür istemişti. Son çuvalı öğretmenin evine taşırken Sevilay da babasına eşlik etmişti. Sevilay’ı gören öğretmen ona yeni yaptığı sıcacık peynirli poğaçalardan vermişti. O poğaçalar o kadar güzeldi ki, eve gidene kadar iki tanesini de iştahla yemişti.
O yıl Sevilay hep arkadaşlarından okul maceralarını dinlemişti.
Ertesi sene ilkokula başlamıştı, anaokuluna gitmek zorunlu değildi o yıllar ancak ana okuluna gitmediği için okula alışmakta çok zorlanmıştı. Ama Sevilay gayretli bir öğrenci idi ve okula gitmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi, arkadaşlarına örnek olmayı, onlara bir şeyler öğretmeyi de seviyordu.
Yıllar yıllar geçti, Sevilay büyüdü genç bir kız oldu. Biliyor musunuz, Sevilay ana okulu öğretmenliğini kazanmış ve yıllarca arkadaşlarına kıskanarak baktığı anaokulunda “Ana okulu öğretmeni olmuştu”. Öyle sevecen, öyle cana yakın bir öğretmendi ki şöhreti tüm ilçeye yayılmıştı . Özellikle de her pazartesi öğrencilerine yaptığı peynirli poğaçalar tüm mahallenin dilindeydi.
Çocuklara sorular :
- Siz de hikayedeki öğretmen gibi cana yakın, güler yüzlü olmak ister misiniz?
- Güler yüzlü olduğunuzda insanlarla ilişkilerini nasıl olur sizce?
- Peki siz büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?
Volkan Şen
31.12.2024